Yasal Çerçeve

Almanya’da adli yargılama Alman Usul Kanunu’nun (“ZPO”) hükümlerine tabidir.

Mahkeme süreci, davacının ilk derece mahkemesinde davayı açması ve davanın davalıya tebliği ile başlamış olur.

Davanın açılması ile birlikte mahkeme diğer prosedürlere ilişkin kararları alır. Bazı durumlarda mahkeme bir “ön duruşma” yapılmasına da karar verebilir. Diğer bazı hallerde ise, taraflardan ek görüşlerini duruşma öncesinde yazılı olarak bildirmelerini isteyebilir.

Her duruşmanın başlangıcında hakim, taraflara uzlaşma teklif eder. Hakim, genellikle bu amaçla, davayla ilgili geçici ve bağlayıcı olmayan ilk görüşlerini taraflar ile paylaşır.

Alman yargılama hukuku (Anglo-Amerikan hukuk sistemleri ile karşılaştırıldığında) bazı olağan dışı yargılama süreçlerini de içermektedir. Bunlar aşağıda kısaca anlatılmaktadır:

Alman hakimleri, tarafların hukuku yanlış yorumladıkları durumlarda, taraflara belirli direktifler verebilirler. Bilirkişi incelemesi ve tanık dinlenmesi halinde hakim, bu kişileri bizzat sorgular; tarafların sadece soru sorma hakkı bulunmaktadır.

Taraflar, sadece davanın esaslarına dair talep ve yorumlarda bulunabilirler; hukuk hakkında ise böyle bir imkanları yoktur. Bunun tek istisnası, yabancı hukuk kurallarının uygulanması halidir. Bu durumda taraflar, hukuk kurallarına ilişkin kurallarına ilişkin görüşlerini belirleyebilirler. Bununla beraber taraflar, ilgili hukuku ve bu hukukun uygulanışını tartışma hakkına sahiptirler.

Alman yargılama sürecinde “duruşma öncesi keşif” süreci bulunmadığından taraflardan biri, diğer taraftan davayla ilgili tüm belgelerin açığa çıkarılmasını talep edemez. Genel kural; her tarafın savunduğu görüşünü kendisi tarafından ulaşılabilir durumda olan kanıtlarla kanıtlamasıdır.

Hakim yalnızca davanın sonucuna etkisi olabilecek kanıtları dikkate alır. Böylece kanıt toplanması süresi (ve dolayısıyla masraflar) önemli ölçüde azaltılmış olur.